Salı, 16 Ağustos 2022 Hicri : 18 Muharrem 1444

"Antalya'nın Fethi'nin 812. Yılı Kutlamaları" Basın Toplantısı'ndayız"

img

"Antalya'nın Fethi'nin 812. Yılı Kutlamaları" Basın Toplantısı'ndayız"

2 MART 2019 Tarihinde Antalya Büyükşehir Belediyemiz Himayelerinde bu yıl ikincisini düzenleyeceğimiz Antalya 1207 Fetih Kupası Türk Okçuluğu Yarışması ve 3 MART 2019 Tarihinde Türk Okçuluğu Gösterisi yaparak Antalya Okçular Tekkesi ,812.yılını kutlayacağımız Antalya Fetih Kutlamalarına destek verecektir.

 

Antalya, 1207 ve 1216 olmak üzere 9 yıl ara iki kez fethedilmiştir.

BİRİNCİ FETİH: 5 MART 1207:
Bizanslılar, Antalya Bölgesi’nde Selçuklulara karşı koyabilmek için Haçlılardan yardım istedi. Fakat Haçlılar yardıma gelmeyince; kentteki yönetim değişikliğini fırsat bilen Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, tüccarların mallarına el konulmasını bahane ederek harekete geçti. I. Gıyaseddin Keyhüsrev Antalya’yı kuşattı ise de Kıbrıs’tan yardım gelmesi yüzünden zapt edemedi; fakat abluka altına alarak fethi kolaylaştırma yoluna gitti. İki ay süren kuşatmadan sonra Latin idaresinden memnun olmayan Rumların da yardımıyla Antalya fethedildi ve Kıbrıs’tan gelen askerlerin komutanı Aldobrandini esir edildi.
BİRİNCİ FETİH'TEN SONRA ANTALYA'DA DURUM
Antalya’nın alınması, Selçuklu ülkesine yeni dış ticaret kapılarını açmıştır. Ticaretin gelişmesini sağlamak, Gıyaseddin Keyhüsrev’in en önemli siyaseti idi. Bu gelişme, ticaret yollarının güvenliği ile yakından ilgilidir. Antalya ile Mısır arasında ticaret yapanların uğradıkları saldırıdan doğan zararı, ancak Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’in karşılayacağı söylenince, tacirler ona gelmişlerdi. Gıyaseddin Keyhüsrev, bundan da etkilenerek, Antalya üzerine yürüyecektir. Antalya fethedildikten sonra, ticaretin gelişmesi için bazı kolaylıklar sağlanacak, bazı vergiler kaldırılacaktır. Bu arada asıl önemlisi, vaktiyle zarar gören tüccarların uğradığı zarar ve ziyan, belirlenerek devlet tarafından geri ödenmiştir. 
Antalya’nın alınması, Selçuklu ülkesine yeni dış ticaret kapılarını açmıştır. Dış ticaretin korunması için, Antalya’da gemilerin yapılması, ticaret gemilerinin korunması için harp gemilerinin de inşasını gündeme getirmişti. Böylece Türkler, dış ticaretin gelişmesine bağlı olarak bir deniz gücü de oluşturmak yolunu tuttular. Bu deniz gücü ilk olarak Antalya’da ortaya çıkmış, Türk denizciliği için bir ocak görevini üstlenmiştir.
ANTALYA'DA TÜRKLERE YAPILAN KATLİAM
Sultan I. Gıyaseddin Keyhüsrev, Antalya’yı fethettiği zaman, Kıbrıs'tan gelen kuvvetlerin başındaki Gautier de Montbeliard’ı da esir etmişti. Ancak sonradan onu affedip serbest bıraktı. Bunun üzerine bu kumandan, 1212 yılında Kıbrıslıların yardımıyla Hıristiyan halkı isyana teşvik ederek, Antalya üzerine yeni bir sefer düzenledi ve kenti zaptederek, bütün Türkleri kılıçtan geçirdi ve kenti 4 yıl daha bağımsız yaptı. 
Selçuklu sultanlarının kardeşler arası mücadele esnasında Antalya’da meydana gelen bu isyan ve Haçlı işgali Selçukluların bir süre Antalya ile uğraşmalarına olanak vermedi. 
İKİNCİ ANTALYA FETHİ: 23 Ocak 1216
Ancak düşmanın bu istilası uzun sürmedi. Konya’da düzenlediği ordusuyla harekete geçerek, 4 yıl Kıbrıslıların idaresinden sonra Antalya’yı kuşatan Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykavus, Bizans ve Haçlılar tarafından savunulan Antalya’yı 1216 yılında denizden ve karadan kuşatarak ikinci kez fethetti. kalıcı olarak geri aldı ve başta Gautier de Montbeliard da olduğu halde bütün Hıristiyanları öldürdü. Kentin Bizans tarihi böylece son buldu.
Antalya subaşılığını, yine bu havalinin kanun ve ahvalini bilen, Mübarizüddin Ertokuş’a verdi.
[İbn Bîbî, Antalya kenti alındıktan sonra geçen üç günü Selçukname kitabında şöyle anlatacaktır: 
‘...denize ve ovaya kan nehri akıttılar. O günden sonra uzun bir süre Akdeniz’in üzerinde kırmızı bir kan örtüsü yayılı kaldı. Aylarca deniz balıkları ve hava kuşları, o kötü huylu kafirlerin cesetlerinden ve leşlerinden kendilerine yiyeceği bol bir ziyafet ve mükellef bir sofra düzenlediler... O arada kuşatma sırasında kale duvarlarında açılmış olan yarıklar ve çatlaklar tamir edildi... Kadı, hatip, imam, müezzin ve hafızlar tayin edilip, minber ve mihraplar kuruldu..."
O YILLARDA ANTALYA'DA TÜRK NÜFUS DURUMU
Ülkedeki iç üretimin artmasında, zaman zaman insan gücü eksiği görülmüştür. Bu iş gücü eksiğini Keyhüsrev, zoraki iskanla gidermeye çalıştı. Bir de Antalya’da Türkler ilk yıllarda sayıca yerleşik kentlilerden daha az bir nüfusa sahipti. Fetih sonrasında Çandır, Çakırlar, Karaman, Solak, İlyas, Eydir Antalya’ya; Hisarçandır, İsalu, Macar, Çakallı, Teke Serik’e; Sarılar, Demirciler, Işıklar, Cebeci, Aklar, Avsallar Manavgat’a; Çavdar, Dodurga, Kınık, Avşar, Bayındır, Kayı Finike ve Kaş’a; Mamatlar, Yuva, Avdan, Kargın, Dat, Köseler, Bayat, Yazır ve Belendi gibi Türk grupları Korkuteli’ne yerleştirildiler. Birkaç yıl öncesinde Antalya’daki Türkler bir felaketle karşılaşıp toptan şehit edilmişlerdi. Bu nedenledir ki, kentin Türk ve Rum, Yahudi ve Ermeni mahalleler arasında iç surlar inşa edildi. Türkler korunma altına alınarak cuma namazları sırasında ve geceleri iç sur kapıları kapatılarak, mahalleler arasında geçişler yasaklandı.
Kaynak: Hüseyin Çimrin, Antalya Tarihi ve Turistik Rehberi, 5. Baskı, S.56-59 S'mge Yayınevi, Antalya-2002.