Pazartesi, 1 Haziran 2020 Hicri : 10 Sevval 1441

TÜRK OKÇULUĞU LUGATI

TÜRK OKÇULUĞU LUGATI

TÜRK OKÇULUĞU LUGATI

Türk Okçuluğu kültüründe sadece kullanılan ekipmanların yanısıra geçmişten günümüze kadar aktarılarak yaşatılmış deyim, atasözü ve diğer tanımlamaların bir arada oldugu lugat bilgilerini değerli talebelerimize aktarmaktayız.

Bazı sık kullanılan terimler şöyledir;

AĞAÇ OK: Çam ağacından yapılan her çeşit idman,     meşk,hedef    menzil    oku. 16. yüzyıla kadar her çeşit ok kamıştan yapılırdı.Bkz. kamış ok. Yeterince okluk kamış bulunamaması ve çok pahalıya mal olması  yüzünden, sonraları sadece ağaç ok kullanılmıştır.

 

AĞAÇ OK MENZİLİ: Ağaç ok kullanılmaya başlanınca, atılan menziller kamış ok menzili, ağaç ok menzili diye ikiye ayrılmıştı. Bkz. kamış ok menzili.

AĞAÇ PİŞREV OKU: Ağaç ok kullanılmaya başlandığı dönemde, menzilin ne çeşit okla atıldığını belirtmek amacıyla, menzil okları kamış pişrev ve ağaç pişrev diye ikiye ayrılmıştı. Bkz. kamış pişrev oku.

AĞAÇ TİRKEŞ OKU: Ağaç ok kullanılmaya başlandığı dönemde, harb okunun ağaçtan yapılanlar böyle anılırdı. Bkz. kamış tirkeş oku.

AĞIZLA (AĞIZLI) YAY: Sonuna kadar bir kararda, düzgün olarak çekilebilen yay. Yayın bu türlüsü makbuldü. Bkz. çekişli yay.

AĞIZLI (AĞIZLIKLI) ÇİLE: Biraz bolca ve çekişi mülayim olan çile. Bkz. döşekli çile.

AHZ-I KABZA: Bkz. kabza almak.

BAKKAM AYAK: Bakkam ağacından yapılan ok ayağı.

BAKKAM AYAKLI PİŞREV: Ayağı bakkam ağacı olan kamış veya ağaç pisrev oku. Bkz. pisrev oku.
BAKKAM GEZ: Dudakları bakkam ağacından yapılan ok gezi. Bkz. gez.

BAKKAM GEZLİ OK: Gezi bakkam ağacından yapılan ok.

BALDIR: Okun göbek ile ayak arasında kalan kısmı. Bu kısma şalvar da denilir. Bkz. şalvar.

BALIK DİŞİ: Ok soyası yapımında kullanılan bir çeşit balık dişi.

BALIK TUTKALI: Mersin morinasının  damak derisin­den yapılan, yay ve ok yapımında kullanılan bir çeşit tutkal. Bkz. yaruk yelim.

BASİT YAY: Tek parça ağaçtan yapılan yay. Bkz. yek­pare yay.

BAŞ: 1. Okun gez kertiği bulunan arka ucu. 2. Yayın yukarı gelen ucu.

BAŞAK: Ok temreni. Bkz. temren, Sinan.

ÇARH OKU: Sert ağaçtan yapılan, kısa boylu , demir temrenli, ayak yayı ile atılan harb oku. Bkz. ayak oku, mecra oku, Tatar oku.

ÇATKI: Yay yapımında, kol parçalarının kabza parçasına geçirilip yapıştırılması.

ÇAVMAK: Okun hedefe meyilli çarparak sekip sıçraması.

ÇAVUŞ OKU: Uçarken ıslık çalan kılavuz oku. Ses vermesi için soyasına meyilli bir delik açılmıştır. Islık çalması ve yavaş uçması sebebiyle kolayca izlenir. Atışa başlarken rüzgâr durumunu kontrol için kullanılır. Bkz. çağırgan ok, ötgün ok.

ÇEGA TUTKALI: Öküzün bacak sinirinden yapılan ve yay yapımında kullanılan bir çeşit tutkal.

 

GAZA NİYYETİNE: Ok atılırken söylenir. Bütün ok atışları gaza niyetine atılır.

GAZA OKU: Bkz. tirkeş oku, harb oku.

GAZA YAYI: Bkz. tirkeş yayı, harb yayı.

GEÇİŞLİ OK:  Düzgün uçan, uzağa giden ok.

GEDELEÇ: Ok ve yay çantası.

İBRİŞ OKU: Yeleği helezoni kılavuz oku. Yavaş uçtuğu için , hava durumunu kontrol amacıyla kullanılırdı. Abrış veya Ebruveş de denirdi.

İBRİŞİM TELLİ: Ok yapımında kullanılan makbul bir çam ağacı cinsi.

İcazetli kemankeş:900 gez ok atmış ve üstadından kabza almış kemankeş. Bkz. defterli kemankeş, sicilli kemankeş.

İÇ KABZA:Yay kabzasının iç tarafa bakan yüzü.

İÇ KABZADAN ATMAK: Okun ucunu iç kabzaya kadar çekip atmak. Böylelikle okun daha uzağa gitmesi sağlanırdı. Yalnız bu çeşit atış büyük ustalık isteyen tehlikeli bir atıştı. Bilek siperi kullanıldığı devirde ancak en usta kemankeşler iç kabzadan atabilirlerdi.

İDMAN OKU: Hava ve puta atışı idmanında kullanılan ok. Bkz. hava gezi, torba gezi.

İDMAN TORBASI: Acemi okçular için hazırlanmış hedef torbası. Bu torbanın içi talaş ve pamuk çekirdeği doldurulurdu. Bu çuval ayrıca sandık içine konulurdu.

İDMAN YAYI: İdman için kullanılan yumuşak yay. Bkz. kepade.

KABZA MERASİMİ: Kabza almaya hak kazanmış kimseye üstadı tarafından

kabza verildiği gün düzenlenen tören.

 

KABZA MEŞİNİ: Kabzaya kavrayan elin terlemesini ve kaymasını önlemek için kabzaya yapıştırılıp dikilen tek kat meşin.

KABZA SAHİBİ: Kabzayı almış, icazetli kemankeş. Bkz. sahib-i kabza.

KABZA SARGISI: Kabzayı ele uydurmak, daha sıkı kavramak için kavramak için kabzaya için kabzaya sarılan mumlu bez şerit. Bkz.muşamba.

KABZA TALİBİ: Okçuluğa heves edip kabza almağa çalışan kimse.

KABZA TUTMAK: Kabzayı usulünce kavramak. Kabz-ı kabza .

KABZA TUTUNMAK: Üstattan kabza almak.

KABZA ZİYAFETİ: Kabza alan kimsenin, kabza merasiminde verdiği ziyafet. Bu ziyafeti varlıklı ve itibarlı bir kişi de çekebilirdi.

KABZADAN GEÇMEK: Okçuluğun güçlüklerini yenip usta bir kemankeş olmak.

KABZADAŞ: Aynı günde kabza almış kemankeşler.

KEMANKEŞ PEHLİVAN: İyi ok atan, güçlü kuvvetli okçu. Bkz. tirendaz pehlivan.

KEMANKEŞ DERGAHI: Bkz. Okçular Tekyesi, Tekye-i Tirendazan, Tekye-i Kemankeşin.

KEMANKEŞAN TEKYESİ: Bkz. Okçular  Tekyesi, Okmeydanı Tekyesi, Tekye-i Kemankeşan.

KEMANKEŞLİK SIRRI: Kabza verirken üstadın talibin kulağına fısıldadığı nasihat sözü.

KEMEND: Yay kurmakta kullanılan deri veya örgü kuşak

MANDALLAMA: Bkz. kilitleme.

MECRA OKU: Çarh yayı ile atılan, demir temrenli  kısa ok. Yaydaki oluğa yerleştirilerek atıldığı için bu ad verilmiştir.

Bkz. ayak yayı, çarh, zemberek.

(MENZİL: 1. Atış mesafesi kısa olan menzil. 2. Hava yeri alçakta olan, ayak yerinden görünme­yen menzil)

MENZİL: Okmeydanlarında, belli bir rüzgârla 900 gezden aşırı ok atılıp açılan ve rekor kırıldıkça taç dikilen sabit atış yeri.

MENZİL AÇMAK: Meydan yetkililerinden izin alıp, ana taşı diktirip, buradan en az 900 gez ok atarak baş taşı diktirmek. Bu şartlar tamamlanınca yeni bir menzil açılmış olurdu. Bkz. menzil bünyad etmek.

MENZİL ALMAK: Menzilde rekor kırarak taş diktirmek. Bkz. feth-i menzil.

MENZİL ATILMADAN KALMAK: Menzilde herhangi bir sebeple ok atılmaz veya atılamaz olmak. Bkz. atılmadan kalmak.

MENZİL ATMAK: Menzilde rekor kırarak taş diktirmek Bkz. menzil almak.

MENZİL ATMANIN VAKTİ: Menzil atışlarının yapıldığı ikindi vakti. Bkz. atış vakti

MENZİL ATIŞI: Menzilde rekor kırmak üzere yapılan ok atışı.

MENZİL AŞIRMAK: Bir menzilde bütün taşları geçerek rekor kırmak.

MENZİL BOZMAK: Menzil atıp, o menzildeki son rekoru geçersiz kılmak.

MENZİL BÜNYAD ETMEK: Bkz. menzil açmak.

MENZİL DİKMEK: Bkz. menzil taşı diktirmek.

MENZİL KOŞUSU: Bkz. koşu.

MENZİL NİŞANI: Rekor kırılan yere taş dikilinceye kadar kaybolmaması için dökülen çakıl yığını. Bkz nişan koymak (etmek).

MENZİL OKÇULUĞU: Menzil atışlarıyla ilgili okçuluk.

NİŞAN: 1. Ok atılan her çeşit sabit hedef; puta, amaç. 2. Rekor kıran okun düştüğü yeri gösteren işaret.

NİŞAN DİKMEK: Rekor kırdığı yere bir işaret taşı dikmek.

NİŞAN KOYMAK (ETMEK): Menzilde rekorun kırıldığı yere, taş dikilinceye kadar kaybolmaması için bir miktar çakıl yığmak. Bkz. menzil nişanı.

NİŞAN OKU: Hedef atışlarında kullanılan her çeşit ok. Bkz. puta oku, talimhane oku, zarb oku.

NİŞAN TAŞI: Ok koşullarında kırılan önemli bir rekorun unutulmaması için dikilen taş. Bunu menzil taşı ile karıştırmamak gerekir. Sadece padişahların kırdığı tüfek veya ok rekorları için nişan taşı dikildiğini görüyoruz.

NİŞAN TAŞI DİKTİRMEK: Koşuda kırılan bir rekor için taş diktirmek.

NİŞAN(A) ATMAK: Hedef atışı yapmak.

NİŞANI CAN EVİNDEN VURMAK: Oku nişanın tam ortasına isabet ettirmek.

OKÇULAR SİCİLLİ: Kabza almış kemankeşlerin kayıt edildiği defter. 17. Yüzyılın sonuna kadar ki kısım bir yangında yok olmuştur. Bkz. atıcılar sicilli.

OKÇULAR ŞEYHİ: Bkz. meydan şeyhi.

OKÇULAR TEKKESİ: Bkz. ok meydanı tekkesi.

OKÇULAR TEKKESİ: Bkz. ok meydanı tekkesi.

Edirne Okmeydanı

Gelibolu Okmeydanı

Bursa Okmeydanı

İstanbul Okmeydanı

OKMEYDANI NAMAZGÂHI: Aynı zamanda bir dua meydanı olan İstanbul Okmeydanı’ndaki minberli namazgah

OKMEYDANI TEKYESİ: İstanbul Okmeydanı’nda çevresi taş duvarla çevrili, mescid, toplantı ve yemek salonu, hünkar kasrı ,şeyh odası, hizmetkar odaları, mutfak bölümlerinden meydana gelen yapı topluluğu. Buraya tekke veya dergah denilmesi bizi yanıltmamalıdır, burası ayin yapılan bir tarikat tekyesi değil, bu günkü anlamda bir spor külubu, okçuluk federasyonu idi. Bkz. okçular tekyesi , tirendaz tekyesi, tekye-i tirendazan, okçular dergahı ,tekye-i kemankeşan.

OKU DÜZENLEMEK: Atış sırasında oka istenilen yönü vermek. Bkz.dümenlemek.

OKU GERİ ÇEKMEK: Rekor kıran oku saplandığı yerden çekip almak. Bkz. ok çıkarmak.

OKU KÜRSUYE BİNDİRMEK: Atış sırasında okun ucuna sol yumruk üzerindeki kürsi yerine kadar çekmek. Bkz . kürsü

OKUN ÇAĞI: Okun sağlamlığı; ağacın kalitesinden ve yapılış ustalığından gelen dayanıklılığı

OKUN DİRHEMİ: Okun ağırlığı. Oklar çeşitlerine göre değişik ağırlıkta yapılırdı. Bkz. okun vezni

OKUN ENDAMI: Okun gövde biçimi. Oklar üç ayrı endamda yapılırdı. 1. Kiriş endam: gövdesi baştan daldıra kadar bir kararda devam eden, ayağı uca hafif incelen ok.2. Tarz-ı has: boğazı ve ayağı az ince, orta kısmı kalınca ok.3. Şem’endam: Boğazı ince, gövdesi göbeğe kadar kalınlaşıp baldırdan uca kadar fare kuyruğu gibi incelen ok.

PİŞREV OKU: menzil atışlarında ve koşularında kullanılan ok. Yapılışlarına göre, kamış pişrev, ağaç pişrev, bakkam pişrev gibi çeşitleri vardı.

PİŞREV YAYI: Pişrev oku atılan timarlar ve tozlu menzil yayı. Bkz. menzil yayı, tozlu yay, tımarlı yay.

PUTA: Deriden yapılmış, içi pamuk çekirdeği ve talaş dolu, armut biçimindeki ok hedefi . Bir direğe yerleştirilir, vuruşlarda ses vermesi için etrafına çanlar yerleştirilirdi.

PUTA ATIŞI: Putaya yapılan ok atışı. Bkz. hedef atışı.

PUTA KOŞUSU: Hedef olarak puta kullanılan nişan koşusu.

PUTA OKU: Ucu zeytuni demir temrenli nişan oku.

PUTA SEPETİ: Hedef olarak kullanılan, içi muhtemelen kum dolu büyük sepet veya küfe. İstanbul Okmeydanı’nda, Sala Minberi’nde atış yapılan böyle bir puta bulunmaktaydı.

PUTA YAYI: Her çeşit hedef atışlarında kullanılan sağrılı yay, hedef yayı.

PUTA ZİHGİRİ: Hedef atışlarında kullanılan zingir. Bkz. şast. Menzil koşu ve meşk atışlarında kullanılan ‘atış zihgiri’ denilirdi. Kayıtlarda çok kere sadece ‘zihgir’ denilmekte, aralarındaki fark anlaşılmamaktadır. Bkz. zihgir, şast.

RUMAT: Okçular, kemankeşan, tirendazan.

RUZ-I HIZIR: Her yıl ok meydanı tekyesi’nin atışa açıldığı 6 Mayıs günü. Hızır İlyas, Hıdırellez. Bkz.küşad-ı dergah, küşad-ı meydan.

RÜZ-İ KASIM: Her yıl Okmeydanı tekyesi’nin atışa kapandığı 8 Kasım gün.

SADAK: Ok ve yay çantası. Bkz. tirkeş,gedeleç

SAĞRILI YAY: Kolları ve kabzası, atın sağrı derisi ile kaplanmış hedef ve harb yayı. Bkz. puta yayı, talimhane yayı, tirkeş yayı.

ŞAKİRD: 1.Yaycı ve okçu ustasının yardımcısı, çırağı. 2. Okçuluğa yeni başlayan hevesli.

ŞARTLI MENZİL: Okun atılabilmesi için, genel şartlar yanında bazı özel şartlar da konulmuş menzil. Söz gelişi, İstanbul Okmeydanı’ndaki DİRHEM MENZİLİ’nde atış yapabilmek için daha önceki rekorda  kullanılan yaydan 2 dirhem fazla yay kullanmak şarttı. BEŞ DİREK MENZİLİ’nde sadece Darüssaade Ağaları ok atıp taş dikebilirdi.

ŞAŞT: 1. Zihgir. 2. Atıcıya göre menzilin sağ tarafı. Okçuluk literatüründe sağ ve sol sözleri kullanılmaz, yay kabzası sol elle tutulduğu için sol tarafa kabza, şast sağ el baş parmağına takıldığı için sağ tarafa şast denilirdi.

ŞAST VE KABZADAN GEÇMEK: Okçulukta sağını solu öğrenmek bu mesleğin sıkıntılarını çekip usta kemankeş olmak .

ŞASTA ATMAK : Menzil atışında okunu ana taşının sağ tarafına düşürmek . Atılan okun sağ tarafa gittiğini belirtmek için söylenirdi. Bkz. şast.

ŞASTA SALKI ATMAK: Menzil atışında oku gereken ölçüden fazla sağ tarafa kaçırmak. Bu durumda kırılan rekor geçersiz sayılırdı.

ŞEM' ENDAM: Bkz. okun endamı.

TATAR OKU: Ayak yayı ile atılan demir temrenli kısa savaş oku. Bkz. mecra oku, çarh oku.

TATAR YAYI: Ayak yayı, çarh, zemberek, arbelet .2.  Moğol yayı tipine giren bir cins yay. Bk. moğol yay

TEBERRÜKEN TAŞINI DİKTİRMEK: Rekor kırmış iken ölen, savaşta esir veya şehid düşen kimsenin yaşını diktirmek. Bu bir meydan töresi ve kemankeşlik borcu idi.

TEKNE KURAM: Bkz. Yayın kuramı

TEKYE-İ TİRENDAZAN: Bkz. Okmeydanı tekyesi

TEMREN: Harb oklarına takılan, çeşitli biçimlerde, keskin ve sivri uç. Hedef atışında kullanılan okların te mrenine,  zeytuni

demir temren’ denilirdi. Bkz. Başak, sinan, peykan.

YA HAK: Kemankeşler atış anında böyle seslenirlerdi. Ya Allah demektir. Bismillah ve ok sporda da ‘Gaza niyetine‘ atılırdı.

YABANA ATMAK: 1. Hedef atışında karavana atmak. 2. Menzil atışında oku aşırı salkıya atmak.

YAĞMUR OKU: Hücum sırasında düşmana yağmur gibi ok yağdırmak. Her tirendaz dakikada ortalama 30 ok atabiliyordu. Tarihi kayıtlarda, böyle hızlı ve toplu atışlar yağmur oku veya tir-i baran diye geçmektedir. Bkz. Tir-i baran ok serpmek.

YAKICI OK: Bkz. Yangın oku, ateş oku, neft oku.

YAKIN ATMAK: Menzil atışında okunu baş taşının yakınına ulaştırmak; menzili bozmaya bir taş kalmak.

YANGIN OKU: Daha çok deniz savaşlarında, saplandığı yelken bezini tutuşturan ok. Temren dibindeki barut haznesi fitili ateşlenip atılır, kancaları ile yelken bezine takılıp kalır barut alev alınca yelkeni tutuştururdu.  Ayrıca, ucuna bez sarılıp neft yağına batırılarak ateşlenen çeşitleri de vardı. Bkz. Ateş oku, yakıcı ok, neft oku.

YASMAK: Atış bittikten sonra yayın kirişini veya çilesini çıkartmak. Yaylar, esneklikleri azalmasın kurulu olarak bırakılmazlardı. Bkz. yayı yasmak, yayı boşaltmak, kiriş indirmek. Bu söz atışı bırakmak anlamında da kullanılırdı. Bkz. yayını yasmak. Bu söz yayı asmak sözünün kısa söylenişi.

ZARB ATIŞI: Dikilen hedefi delmek için yapılan nişan atışı.

ZARB İDMANI: Çelik hedefleri delebilecek ustalığa erişmek üzere talimhanelerde zarb yayı ile yapılan idman

ZARB OKU: Zarb yayları ile atılan zeytuni demir temrenli hedef oku.

ZARB URMAK: Attığı hedefi vurmak ve delmek.

ZARB YAYI: Uzun, sert ve sert kuvvetli talimhane yayı. Bkz. talimhane yar.

ZARBZEN: İyi zarb vuran ve attığı hedefi delen kuvvetli kemankeş.

ZİHGİR: Sağ el baş parmağına takılan atış yüzüğü. Yayın kirişine takılarak, kirişin kolay çekilmesi ve parmak dibi, yaralamaması sağlanırdı.Parmak üzerine binen uzunca yerine damak veya kaş, iç tarafına yapıştırılan deri parçasına kulak, kiriş takılan iç kenarına ise eşik denilirdi. Bazı okçular uğur sayıp hiç çıkarmazlardı. Bkz. şast

ZARB URINAK: Attığı hedefi vurmak ve delmek.

ZARB YAYI: Uzun, sert ve sert kuvvetli talimhane yayı. Bkz. talimhane yar.

ZARBZEN: İyi zarb vuran ve attığı hedefi delen kuvvetli kemankeş.

 

 

KAYNAK: Ünsal yücel , Türk Okçuluğu , Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.10999 Ankara